Kemoterapiye Hazırlık ve Uygun Beslenme

Kemoterapiye Hazırlık ve Uygun Beslenme

Tedaviye başlamadan önce hangi yan etkilerle karşılacağınızı bilemezsiniz. Çünkü, ilaçların vücut üzerindeki etkileri kişiden kişiye değişir. Kemoterapiye başlamadan önce tedaviye hazırlanırken dikkat edilmesi gereken maddeler şöyle özetlenebilir:

  1. Olumlu ve pozitif düşünce: Kanser hastalığı ve tedavisi herkes için zor bir süreçtir. Ancak, geleceğe sağlıklı çıkmak için bu süreci atlatmak zorunda olduğumuzu düşünür ve bu düşünceye odaklanırsak daha iyi olacaktır. Yakınlarımızla düşünce ve duygularımızı paylaşmak, olası yan etkiler olduğunda neler yapabileceğimizi planlamak bu süreci daha rahat atlatmakta yardımcı olacaktır. Bilmeliyiz ki günümüzde yan etkilerle baş etmek için birçok etkili ilaç bulunmaktadır. İhtiyaç olduğunda bu süreci atlatmak için anti-depresan ilaçlar kullanılabilir.

  2. İyi beslenme: Tedavi sırasında iyi ve doğru beslenmek, tedavi başarısını olumlu yönde etkileyecektir. Normal sağlıklı beslenme önerileri tedavi sırasında da geçerli olmakla birlikte, protein düzeyini daha yüksek tutmak, vitaminleri doğal yoldan sağlayabileceğimiz meyve ve sebzeleri bolca tüketmek, her gün en az 1 büyük bardak yararlı sebze-meyveleri içeren taze sıkılmış meyve suyu içmek, günlük 2000- 2500 ml. sıvı alabilmek ve bunu su dışında zencefil-tarçın-limon kabuğu-elma kabuğu-böğürtlen yaprağı-yeşil çay gibi bağışıklığı güçlendirici ve vücuda zindelik verici bitki çaylar ile sağlamak önem taşımaktadır. Tüm meyve ve sebzeler vücut için gerekli olan antioksidan vitamin ve eser elementleri ayrı ayrı sağlamaktadır. Bu nedenle mevsiminde bulunan değişik meyve ve sebzeleri günlük diyete sevdiğiniz oranda yaymanız iyi olacaktır. Tedavi sırasında kırmızı eti haftada 1 gün alıp, yerine 2-3 kez balık (tercihen somon) tüketmek, omega-3 gereksinimini yumurta ve ceviz gibi besinlerle sağlamak ve etten sağlanan proteini daha çok kuru fasülye, nohut, bezelye gibi besinlerle sağlamak önerilmektedir. Besinleri kızartmak yerine fırında veya haşlayarak iyice pişirmek gerekir. Günlük öğünleri kısa aralıklı ve az miktarda planlamak; acıkmadan yemek yemek yararlı olacaktır. Tuzlanmış ve tütsülenmiş gıdalardan uzak durulmalıdır. Alkol alımını kısıtlamanız gerekmektedir. Eğer şeker hastalığınız varsa buna uygun bir beslenme tarzını diyetisyen ile birlikte ayarlamalısınız.

  3. Egzersiz: Tedavi sırasında mümkün olduğunca hergün hareket yapmak hem moral gücünüzü olumlu yönde etkiler; hem de tedavi sırasınca olabilecek damar tıkanıklığı vb. ciddi yan etkilerin gelişmesini engelleyebilir. Bunun için günlük 30 dakika kadar yürüyüş yapmanız yeterli olacaktır. Kendinizi iyi hissediyorsanız bu süreyi arttırmanızda sakınca yoktur. 

 

Kalori ve protein alımını arttırmak için öneriler:

  • Eğer tedavi sırasında iştahsızlık yaşıyorsanız, küçük, besleyici ara öğünler alabilirsiniz. Bunlar, taze meyveli yoğurtlar, puding, ekmek, yoğurtlu veya sütlü ve taze meyveli mısır gevreği, dondurma, kuru gevrekler ve peynir, kakaolu veya vanilyalı süt, kepekli ekmekle hazırlanmış sandviçler olabilir.

  • Öğünler öncesinde hafif bir yürüyüş çok işe yarayabilir.

  • Yüksek kalorili, yüksek proteinli süt, yoğurt ve dondurma ile hazırlanan milk-shake gibi soğuk içecekler daha rahat alınabilir. İçecekleri yemeklerle birlikte değil, aralarda almayı denemelisiniz. İyi bir protein kaynağı yumurtadır. Yumurta iyice haşlanarak, salatalara, çorba ve makarnalara katılabilir. Salatalara sos olarak zeytin yağı veya sebzeli az yağlı mayonez eklenebilir.

  • Puding gibi besinleri evde taze hazırlamak, içine taze meyve ve badem, ceviz gibi besinler katmak hastalarımızın tedavi sırasında gerekli yararlı maddeleri almalarını sağlayacaktır. Karışık tavuk eti ve sebze veya kremalı brokoli çorbaları, besleyici özellikleri ile ideal öğünler oluşturacaktır.

 

Olası yan etkiler ve baş etmeyi kolaylaştıran önlemler:

Aşağıda özetlenmiş olan yan etkiler tedavi sırasında en sık karşılaşılan sorunlardır. Ancak her hastada, hepsinin olması beklenmez. Bunun yanı sıra daha nadiren de olsa, hastanın kendisine ait bazı sağlık sorunları nedeniyle farklı ve daha ağır yan etkilerin görülebileceği de bilinmektedir. Doktorunuz, mevcut sağlık durumunuzu dikkate alarak konuyla ilgili size daha ayrıntılı bilgi verecektir.

Tansiyon, kalp ritmi bozuklukları ve ateş:

Kemoterapi uygulandığı dönem boyunca sıklığı durumunuza göre değişmekle birlikte belirli aralıklarla tansiyon, nabız sayısı ve ateş takibi yapılması ve bunların bir çizelge halinde kayıt edilerek kontrole geldiğinizde doktorunuza gösterilmesi tavsiye edilir. Tansiyon değeriniz genelde 100/60 mm cıva’nın altında ve 140/90 mm cıva’nın üzerinde olmamalıdır. Nabız sayısı genelde dakikada 72-88 arasında olmalı; dakikada 120 atımı geçmemeli; ateşiniz 37-37.3 dereceyi geçmemelidir. Ateşiniz 38 derece ve üzerindeyse mutlaka kan sayımı yapılarak, lökosit sayısına bakılmalı ve buna göre antibiyotik tedavisi için doktorunuzla bağlantı kurmanız gerekmektedir. Nabız sayınız çok yüksekse ve tansiyonunuz düşük ise; beraberinde baygınlık hissi varsa hemen bir kalp elektrosu çekilmeli ve kalp ritminiz değerlendirilmelidir. Bazen ateş yüksekliği nedeniyle de nabız sayısı yükselebilir. Her durumda o sırada acil klinikte gerekli ilk incelemeler yapılmaktadır.


Halsizlik:

Kemoterapi sırasında, halsizlik en sık görülen yan etkilerden biridir. Halsizlik, tedavi sırasında kansızlık (anemi) bağlı olabileceği gibi , altta hiçbir neden olmadan ilaçların kendisinden kaynaklanabilir veya psikolojik durumunuzla ilgili olabilir. Halsizliğiniz hep yatmanızı gerektiriyorsa, veya beraberinde ciddi tansiyon düşüklüğü veya yüksek ateş varsa doktorunuzu bu duruma karşı bilgilendirmeniz gerekir.
Bu konuda sizin ayrıca alabileceğiniz önlemler şöyle özetlenebilir:

  • Gün içiden dinlenmek için kendinize zaman ayırın. Ancak, gece uyumaya çalışın. Gece uyuyamıyorsan doktorunuzla bağlantı kurun.
  • Düzenli egzersiz yapın.
  • Dengeli beslenin ve bol sıvı tüketin. Eat a well-balanced diet, and drink plenty of liquids.
  • Halsiz olduğunuz günlerde günlük aktivitelerinizi kısıtlayın. Sizin için önemli olan şeyleri yapın. Günlük işler (alışveriş, yemek yapma vb.) için aile ve arkadaşlarınızdan yardım isteyin.
  • Yataktan veya oturduğunuz yerden yavaş kalkın.

Cilt kuruması ve saç dökülmesi:

Kemoterapi çoğunlukla cilt kurumasına yol açar. Bu durumda hafif bir nemlendirici ile banyodan sonra cildinize hafif masaj yapmak durumu düzeltebilir. Cildi kurutmayan sabun ve temizlik malzemeleri ile sıkça banyo yaparak cildi temiz tutmak gerekir. Eğer günde birden fazla duş yapıyorsanız hepsinde sabun kullanmanız gerekmez. Yazın direkt güneşe çıkmamak da cildi korumak için önemlidir. Güneşe çıkmadan önce en az 20 koruma faktörlü güneş losyonları kullanmak gerekir.

Bazı kemoterapi ilaçları saç dökülmesi yapar. Bu durumda size yardımcı olabilecek önlemler şöyle özetlenebilir:

  • Cilde uyumlu pH şampuanları kullanın.
  • Yumuşak saç fırçası kullanın.
  • Mümkünse saç kurutucusu kullanmayın, kullanmanız gerekiyorsa düşük ısı kullanın.
  • Saç boyatmayın.
  • Saçınızı çok kısa kestirin.
  • Kafa cildinizi güneşten korumak için güneş losyonu, şapka veya eşarp kullanın. Yastık kılıfınız yumuşak pamuk veya saten olamalıdır.
  • Kafa cildinizde yanma, kuruma gibi irritasyon bulguları varsa nemlendirici ile başınıza masaj yapın.

Kemoterapi sonrası çıkan saçlar bir süre zayıf çıkar. Genelde boyanın zararlı olduğuna dair bir kanıt yoktur. Ancak, yinde de saç dokunuz normale gelene kadar boya kullanmamanız önerilir. Bu süre genelde 6 ay kadardır. Daha sonra da mümkünse uzun süre peroksid içeren boyalar kullanmamalısınız.


Bulantı:
Bulantı kemoterapinin en çok korkulan yan etkilerinden biri olup, aslında uygulanan tedavinin cinsine ve hastanın kişisel özelliklerine, altta yatan mide sorunlarına bağlı olarak kişiden kişiye farklı halde ortaya çıkar. Kemoterapi bulantısı nedeniyle doktorunuz size uygun tedavi önerilerinde bulunacaktır.

  • Az az ve sık sık beslenmeye çalışın.
  • Sıvıları öğünden 1 saat önce veya sonra için. Yavaş yiyin ve için.
  • Tatlı, kızartma ve yağlı gıdalardan uzak durun.
  • Yemekleri oda ısısında tüketin. Böylece kötü kokular rahatsız edici olmaz.
  • Yemeğinizi iyi çiğneyin.
  • Bulantı sabah geliyorsa, kalkmadan mısır gevreği, tost veya kraker yemeyi deneyin.
  • Serin, şeffaf sıvıları tüketin. Örn: elma suyu, çay, zencefil-tarçın-limon çayı gibi.
  • Dondurulmuş meyve suyu küpleri, veya nane emin.
  • Yemekten sonra en az 2 saat boyunca yatar pozisyona geçmeyin. Bir sandalyede istirahat edin.
  • Rahat kıyafetler giyin.
  • Bulantı gelince yavaş ve derin nefes alın.
  • Relaksasyon tekniklerini kullanın. Aklınızı dağıtmak için başka işlerle meşgul olmaya çalışın. Arkadaşlarınız veya ailenizle zaman geçirin.

Mide ile ilgili sorunlar:

Kemoterapi boyunca gerek kemoterapi ilaçlarının gerekse ağrı kesicilerin etkisiyle veya yanlış beslenme gibi nedenlerle şişkinlik, mide yanması, ekşime veya ağza acı su gelmesi ile yemek borusunda yanma hissi gibi şikayetler olabilir.

Bu tür şikayetleriniz varsa çok baharatlı veya yağlı yiyecekler, çikolata, limonlu veya sirkeli çiğ salatalar yenmemelidir. Kahve, portakal, nar gibi meyvelerin suları, ve gazlı içecekler içilmemelidir. Doktorunuz size ayrıca mide koruyucu ilaçlar tavsiye edebilir.


Ağız Bakımı:

Kemoterapi ilaçları ağız-boğaz yarası yapabilir. Bunları önlemek için:

  • Her yemekten sonra ve gece yatarken günde 4 kez karbonatlı ılık suyla gargara yapılması (1 su bardağı kaynamış, soğutulmuş suya 1 tatlı kaşığı karbonat)
  • Her gargaradan sonra yumuşak bir diş fırçasıyla dişlerin ve dilin fırçalanması;
  • Alkolsuz ağız gargara ve spreyleri kullanılması
  • Asitli gıdalardan kaçınılması (limon suyu, sirke vb.) gerekmektedir.

Tedaviye bağlı olarak ağızda tat bozukluğu gelişebilir. Bunun olmaması için veya çok başlangıcında hissettiğinizde meyveli buzlar iyi gelebilir. Bunlar çeşitli dondurma markalarında bulunur. Bir başka seçenek olarak sevdiğiniz meyve veya komposto sularını buzluk kaplarında dondurup ağzınızda emebilirsiniz.

Beslenme:

  • Mukoziti, ağız yaraları veya hassas diş etleri olan kişiler, irritan olmayan, çiğnenmesi ve yutulması kolay, yumuşak gıdalar yemeliler. Bazı şartlarda yiyeceklerin blendırdan (ezici-karıştırıcı makine) geçmesi gerekebilir. Asitli, baharatlı, tuzlu ve iri taneli yiyecekler rahatsızlık yaratabilir.
  • Çiğnenmesi ve yutması kolay yumuşak gıdalar yiyiniz, örneğin muz ve diğer yumuşak meyveler; elma püresi, şeftali, armut ve kayısı nektarları, kavun, patates püresi, makarna ve peynir, krem karamel, pudingler, jöleler, milkshake, çırpılıp pişirilmiş yumurta, yulaf ezmesi ve diğer pişirilmiş tahillar, püre haline getirilmiş sebzeler; örneğin havuç ve bezelye ve püre haline getirilmiş yemekler.
  • Ağzı tahriş eden yiyecekleri yemeyin. Mandalina, portakal, greyfurt gibi turunçgiller ve suları, baharatlı veya tuzlu yiyecekler, pürtüklü, kaba taneli veya kuru yiyecekler, çiğ sebzeler, tost ve krakerler gibi.
  • Yiyecekleri yumuşayana kadar pişirin ve küçük parçalara ayırın.
  • İçecekler için bir kamış kullanın. Yiyecekleri soğuk veya oda ısısında yiyin; sıcak yiyecekler hassas bir ağızı tahriş edebilir.
  • Yiyeceklerin sıvı içeriğini sos, et suyu vs ekleyerek artırın.Yüksek kalorili katkılı yemekler, yüksek proteinli içecekler tüketin. Ağzı buzlu cips veya tatlandırılmış buzlu gazozla uyuşturun.

Kabızlık:

Tedavi sırasında yetersiz sıvı alımı, hareketsizlik veya ilaçlara bağlı kabızlık olabilir. Ancak beraberinde gaz çıkaramama, karında gerginlik, kusma veya şiddetli karın ağrısı varsa zaman geçirmeden doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Barsak tıkanıklığı gibi bir durum yoksa, genelde basit önlemlerle kabızlık geçer. Önerilen tedaviye rağmen geçmeyen kabızlık hali veya hemoroid (basur) veya makatta ağrı / yanma durumlarında doktorunuzla bağlantı kurmanız gerekmektedir. Basur ile ilgili şikayetler için bazı pomad ve fitilleri gunde iki kez uygulamanız yeterli olabilir.

Kabızlık haftada 3 ten az dışkılama olarak tanımlanır. İlave olarak alınan mineral içeren ilaçlar (kalsium, demir), nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar ve yüksek tansiyon ilaçları kabızlığa neden olabilir.

Beslenme:

  • Düzenli olarak daha çok lif içeren gıdalar yiyiniz. Önerilen lif miktarı 25-35 gram/gün dür. Lif diete aşamalı olarak eklenmelidir ve aynı zamanda ilave sıvı da alınmalıdır.
  • Her gün 8-10 bardak sıvı içilmelidir. Su, kuru erik suyu, ılık meyve suları, kafeini alınmış çaylar ve limonata özellikle yardımcıdır. Ilık ve sıcak sıvılar kabızlığı azaltır.
  • Düzenli olarak yürüyün ve egzersiz yapın (özel ayakkabı önemlidir).
  • Yüksek lifli yemek yemeye ve ilave sıvı içmeye devam edin. Diyete buğday kepeği eklemeye çalışın; 3 gün boyunca her gün 2 tepeleme yemek kaşığı ile başlayın, daha sonra kabızlık kalkana kadar hergün 1 kaşık arttırın. Günde 6 kaşığı geçmeyin.

İshal:

Bazı ilaçlarla günde 1-4 kez arası yumuşak sulu dışkılama olabilir. Eğer eşlik eden ateş, aşırı terleme veya karın ağrısı yoksa çok ciddi bir sorun oluşturmaz. Ancak günde 5 kez veya daha fazla olan veya kan içeren, veya aşırı sulu veya karın ağrısı olan durumlarda doktorunuzla bağlantı kurmanız gerekmektedir. Bu durumlarda serumlarla sıvı replasmanı, gerekirse antibiyotik tedavileri kullanılır. Daha düşük sayılı ishallerde, dışkı incelemesinde lökosit, kan vs yoksa ishal giderici ajanlarla sorunu çözmek mümkündür.

Beslenme:

  • Daha az ve sık yiyin.
  • Kahve, çay, alkol ve tatlıdan uzak durun.
  • Yüksek lifli gıdalardan uzak durun; bu yiyecekler tam tahıllı akmekler, mısır gevrekleri, çiğ sebzeler, fıstıklar, tohumlar, patlamış mısır, taze veya kurtulmuş meyvelerdir.
  • Tüketilmesi uygun olan gıdalar ise beyaz ekmek, beyaz pirinç, makarna, muz, yoğurt, yumurta, patates püresi, sebze püreleri, derisi olmayan hindi veya tavuk olarak özetlenebilir. Yağlı, kızartılmış veya baharatlı gıdalardan uzak durulmalıdır.
  • İshalinizi arttırıyorsa süt ürünlerinden uzak durmalısınız.
  • Doktorunuz izin veriyorsa potasyumdan zengin gıdalar (örn: muz, portakal, şeftali ve patates vücudun tuz eksiğini yerine koyar.
  • Günlük sıvı alımını arttırmalısınız. İshalle kaybedilen kadarını 2 litrelik normal ihtiyacınız olan sıvıya eklemelisiniz. Elma suyu, açık çaylar ve gazı alınmış kola rahatlıkla tüketilebilir.

İdrar değişiklikleri ve böbrek sorunları:

Bazı kemoterapi ilaçları idrar rengini değiştirebilir (turuncu, kırmızı veya sarı) veya koyulaştırabilir. Bu genellikle geçicidir. Eğer devam ediyorsa doktorunuzu bilgilendirmelisiniz. İdrar yolları ile ilişkili sorunlarda genelde şu değişikler görülür:

  • İdrar yaparken yanma
  • Sık ve çok idrara çıkma; ani idrara çıkma isteği
  • Ateş, titreme